Yakup Kadri'nin Kalemindeki İç Dünyamız: Hepimiz Birer Ahmet Celal Değil Miyiz?
Uzun bir aradan sonra tekrar sayfamda yazmak istedim. Belki çoğu blog yazarı gibi, tanımadığım kimselere, belki de sadece kendime sesleneceğim. Bir edebiyatçı kisvesiyle, kitap eleştirisi yapmak benim haddime değildir. Ben sadece, ''Yaban'' adlı eserde ki baş karakter Ahmet Celal'in ve ''Ankara'' eserinde ki Selma Hanım'ın iç dünyasından ve hatta günümüzde de bu karakterlerin başından geçen hadiseleri, bizlerinde yaşadığımızdan bahsetmek istiyorum. 1932 yılında yayımlanan ''Yaban'' belli bir kitle tarafından beğenilmiş, fakat beğenildiği kadar da eleştiriye maruz kalmıştır. Eleştirmenlerin yönelttiği oklar, romanın basit ve zahmetsiz oluşu, karakterlerin azlığı, olayların belli yerde geçişi ve eserin baş karakter ağzıyla anlatılmasıdır. Elbette insanoğlunun ürettiği hiç bir şey kusursuz değildir. Edebi yönden kıyaslanacak olsa, Yaban'ın önüne geçebilecek yüzlerce eser bulunabilir. Fakat asıl eleştiriler siyasi yöndedir. Herkesin malumu olduğu üzere, halkı hakir gördüğü ve gerçekleri yansıtmadığından bahsedilir. Bunun üzerine eserin sonraki basımlarının ön sözünde, Yakup Kadri Karaosmanoğlu uzunca bir açıklama yapmış, eserinin içinden örnekler vererek kendisine atılan iftiraları çürütmeye çalışmıştır. Nitekim Yaban'ın yayımlanmasından iki sene sonra, 1934'de basılan ''Ankara''yı okuyanlar yazarımızın dünya görüşünü ve bu eleştirilerin beyhude olduğunu idrak ederler.
Biz, bizim iç dünyamıza dönelim. Selma Hanım, Ahmet Celal'in devamı gibidir aslında. Her ikisi de farklı romanların karakterleri olsa da, İstiklal Harbimizin ve Cumhuriyet devrimizin aydın kitlesinin kağıda ve mürekkebe yansımalarıdır.
Aydın kitle diyoruz. Bu demek değildir ki halk ile arasında uçurum misali sınıf farkı ve gelir adaletsizliği olsun. Bu ''Ankara''nın tam da ana konusunu oluşturur. Cumhuriyet devrinde sadece paraya tamah eden, eskiden Damat Feritçi olup devir değişince sahte Kemalist olanlar yok mudur? Elbette vardır hem de fazlasıyla. İnkılabı ve aydın kişiliği sadece Avrupa tarzı giyinmek, gümüş çatal kaşık kullanıp, çay partileri yapmak sananlarda cabası. Bunlar birer gerçektir. Tıpkı ''Yaban'' da ki o devirde halkın durumu gibi.
''Aydın'' kime denir? Parasal durumu çok yüksek kişi midir? Ahmet Celal bir paşanın oğludur ama köye yerleştiği vakit ortalama bir köylünün ekonomik durumuna sahiptir. Salih Ağa ve Şeyh Yusuf ondan kat kat zengindir. Bu sorunun cevabını bir de ''Ankara'' da arayalım. ''Aydın'' olan kişiler İsmail Hakkı ve Murat beyler midir? Evet ilk bölümde öyledir. Daha sonra onlar boş birer Batı hayranlarına, sonradan görme zengin züppelere dönüşürler. Asıl ''aydın'' geçimini yazılarıyla sağlayan Neşet Sabit ve doğru yolu bulan Selma Hanım'dır.
Ya Ahmet Celal? O yapayalnızdır. Kimseye derdini anlatamaz. Bekir Çavuş'a basit bir dille Türk olduğunu anlatamaz. Salih Ağa düşman uçaklarının gelişine hoşnut olur. Çünkü tarlalardaki ekine, gürültüden dolayı kuşlar yanaşamaz. Mehmet Ali askere gönülsüzce gider. Ahmet Celal'in çıldırmaması elde değildir. Bu romanın gerçekliğini o günlerden kalan bir değimle pekiştireyim: '' İngiliz gelsin, çorbam kaynasın.'' Maalesef bu tür olaylar yaşanmıştır. O günlerde Milli Hükümet, Yunandan çok iç isyanlarla mücadele etmiştir.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, bu tarz olaylara tanık olmasaydı (ki herkes şahit olmuştur), kafasında böyle bir eser kurgulamazdı diye düşünüyorum. Gelelim biz kendimize. Günümüzde de, tarih boyu olageldiği gibi kimi insanlar, bildiği konularda bir şeyler anlatmaya çalışıyor. En basit örneği bu tarz internet sitelerinde ya da dışarıda, köyünde, şehrinde. Ama çoğunun akıbeti Ahmet Celal'in ki gibi oluyor.(Diğer yazılarımda belirttiğim entel popüler kadro bunun dışındadır.) Kavrayamadıkları nokta şudur ki bazen çoğunluğun dediği şey doğru olmayabilir. Doğru, her insan başlı başına bir evrendir. Bazen kalıplaşmış tabuların dışına çıkmak, yeniliklere açık olmak yani ''inkılapçı'' olmak gerekir. Bundan dolayıdır ki, kendi evrenimizde kurduğumuz düşüncelerimizle, hepimiz birer Ahmet Celal değil miyiz?
Onur Sevim
11.08.2018/14.45


Yorumlar
Yorum Gönder