Hükümete Muhalefetten Millet Düşmanlığına Evrilme

İnsanın olduğu yerde her zaman bir iktidar, bir muhalefet olur. Bu yüzyıllardır böyledir. Her kesim kendi görüşünün, yaşadığı topraklara ve yurttaşlarına faydalı olacağını düşünür. Bu sebepten dolayı, ülkemizde onlarca siyasi parti ve fikir akımları var. Günümüz Türkiye'sinde ki bu bin bir çeşit görüşlerin savunucuları, eminiz ki toplumumuzun mutluluğunu istemektedir. Tabi CİA-MOSSAD güdümünde ki sürüler hariç. Fakat diğer yazılarımızda belirttiğimiz ''popüler ideolojilerin gözünü kör ettiği gençler'' , toplumun selameti adına çıktıkları bu yolda toplum ile karşı karşıya gelmişlerdir. Nasıl mı ? Günümüzden örnekler vererek açıklayalım. Sosyal medyanın filozofları, siyaset bilimcileri olan ''romantik devrimcileri'' ele alalım. Arkadaş ortamında ki hoş sohbeti, bir anda hararetli bir tartışmanın döndüğü televizyon programına dönüştürebilen, iki lafın arasında boş laflarla hükümete ve sisteme isyan eden, politikanın şahı olmuş bu arkadaşlar, çoğu konuda olduğu gibi bazı konularda da yanlış düşünüyor. 15 Temmuz darbe girişimini ve Avrupa'da olan diplomatik krizlerimizi ele alalım. Bilindiği gibi 15 Temmuz 2016 akşamı Fetullahçı Terör Örgütü'ne mensup askerlerin kalkışması meydana geldi. Hain kalkışmada bir çok vatandaşımız şehit oldu. ABD destekli hainler başaramadı. Konumuza dönelim ve sol kesimin bu olay hakkında ki yorumlarına bakalım. ''Feminist Pelinsular'' bunun tiyatro olduğunu söyleyip geri çekildiler, örgütlerin ağır toplarından saçı sakalı birbirine karışmış Deniz ve Devrim yoldaşlar ise Reichstag Yangınını (1933) TBMM'nin bombalanması ile eş tutarak ''bak işte gördünüz mü? Diktatör abi ya'' demişlerdir. İşin garip yanı, her türlü darbeye karşı, asker düşmanı bu grupların 12 Mart ve 12 Eylül olaylarını her sene sosyal medya hesaplarından lanetlerken, 15 Temmuz Olayına sessiz kalıp, gerçek dışı yorumlar yapmalarıdır. Diğer yazılarımızda belirttiğimiz gibi gündemsel olayları yorumlamaktan aciz olan bu grupların anlamadığı veya anlamak istemediği ; Fetöcü kalkışmanın sadece bir hükümet darbesi amacıyla değil, kökten bir rejim değişikliği yapmak istemesi ve gerici emellerini ABD desteği ile icraata dökmeye sarf etmesidir. Eğer ki kalkışma hedefine ulaşsaydı, düne kadar '' pilavlıya gidip, maklube yiyen'' masum görünümlü canavarların, AKP'liyi ve komünisti aynı darağacında asacağı aşikardır. Ama başta söylediğimiz gibi körü körüne bağlanılan ideolojiler, insanı gündem siyasetinden uzaklaştırıp, hükümete muhalefetten millet düşmanlığına sürüklemektedir. Hollanda ve Almanya ile yaşadığımız siyasi krizlerde bir Hollandalı gibi davranmak, aşağılanan bakanımızla dalga geçmek, darp edilen Türk vatandaşlarını hakir görmek ne kadar mantıklı olabilir ? AKP gençlik kollarının, protesto amacıyla portakal sıkması ne kadar mantığa uygunsa bunlar da o kadar. Elbette ki şu eleştirilebilir. Hükümetimizin bakanı olacakları bile bile gitmesi tartışmaya açık bir konudur. Ama bir Türk vatandaşı olduğu halde, Hollanda başbakanı Mark Rutte'u bile geri bırakarak Türkiye düşmanlığı yapmaktan saçmalıktan ibarettir. Tabi bu durum, ülkemizin büyük çoğunluğuna ve iktidara sahip olan muhafazakar-tutucu kesimin haklı olduğunu göstermez. 17/25 Aralık sürecinden önce, Türkçe Olimpiyatlarını ve Samanyolu TV'yi severek takip eden, Zaman Gazetesini ellerinden düşürmeyen kişiler, bugün Fetullahçı Terör Örgütü'ne karşı çıkan tek kesimin kendileri olduklarını ileri sürmektedirler. Evet karşı çıkmaktadırlar. Ama haksız oldukları nokta şudur ; FETÖ'ye karşı olan tek kesim muhafazakarlar değildir, ve onlardan çok önce her türlü irticai faaliyete karşı çıkan Kemalist kesim vardır. Nasıl ki hep eleştirdiğimiz devrimci-Marksist geçinen tayfa günümüz siyasetinden anlamıyorsa, sağ-muhafazakar kesim de sorgulayıp düşünmeden verilen emri yerine getirmektedir. Şayet FETÖ'nün hain planı gerçekleşseydi, gerçekten davasına inanmış cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanlar kurulu haricinde bir tek '' ben Ak Partiliyim'' diyebilen insan evladı kalmayacaktı. Her iktidar değişikliğinde olduğu gibi, sağ kesimin geleneği olan büyük bir ''saf değiştirme'' işlemi olacaktı. Günümüzden verdiğimiz örneklerle her iki kesiminde bakış açılarını görmüş olduk. Elbette ki ''Hükümete Muhalefetten Millet Düşmanlığına Evrilme'' başlığı ile sağ kesime hitap edilmemiştir. Çünkü iktidarda onlar vardır. Ama aşırı sol kesimin, 248 vatandaşımızın şehit olduğu kanlı kalkışma üzerine, sırf muhalefet etme uğruna ''Doblo ile tank mı durdurulur'' , ''Çatının üstünden uçağın üstüne atlanılır mı ya'' gibi iğrenç espiriler yapıp, kendi milletine düşmanlık etmesi akıl ve mantık çerçevesine sığmamaktadır.
15.03.2017
Onur Sevim

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sabahattin Ali - Bahtiyar Köpek

Unutmak

İntihar