Bitaraf Olma Korkusu
2017 yılında sola baktığımızda Paris Komününe koşanları, sağa baktığımızda Ötüken'de kımız içenleri fazlasıyla görür olduk. Özellikle genç arkadaşlar arasında gündem siyasetinden kopuk, popüler ideolojiler hızla yayılmaya başladı. Bu işin sıkıntılı yanlarından biri, insanları sorgulamaktan ve düşünmekten uzaklaştırması. Bir diğer problem, gençlerin günümüz siyaseti hakkında yorum yapamaz hale gelmesi. Bu iki problemi biraz açalım. Neden aşırıya kaçıp geçmişe yolculuk eden bu kitleler sorgulayamaz ? Çünkü savunduğu ideolojiyi bir din haline getirmiş, okuduğu kitapları kutsal görmüştür. İdeolojisini bunun için hiç sorgulamamış, eksik yanlarını görmemiş ve yeni 'vahiy' gelmediği için 21. yüzyıla uyarlayamamıştır. Peki şunu soralım. Siyaseti en uç noktalarda yaşayan bu tip kişiler, günümüzde yaşanan olaylar hakkında neden bir yorumu ya da öngörüsü olmaz ? Normalde olmalı değil mi ? Ama maalesef olmuyor. Sebebini ise dilimiz döndüğünce açıklayalım. Örneğin komünist kanat, sadece kapitalizmi ve işçiyi tartışma konusu yapmış ( aslında günümüzde işçiyi terkedip yerine sadece kadın haklarını almışlardır. Mor Çatı derneklerinden farksız hale gelmişlerdir.) farklı meselelerle ilgilenmemişlerdir. Yakın dönemde Arap Baharı adı verilen, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da meydana gelen, emperyalist menşeili iç savaşları haliyle yorumlayamamışlardır. Çünkü ortada bir sınıf savaşı yok. Suriye'de emekçiler burjuvaziye karşı ayaklanmadı. Komünistlerimiz afalladı. Önce orada ki Kürtleri desteklemek istediler. Ama PYD/PKK'ya yapılan ABD yardımı artık gözlerinin önünde açık açık olunca susup geri çekildiler. Çünkü yapacak başka yorumları yoktu. Bilgileri eksikti. Onlara göre her şey sınıflar arasında olurdu. Her savaşın içinde bir işçi, bir de kapitalist olmalıydı. Onları örgütleyen abileri ablaları böyle anlatmıştı. Şii ve Sünni ne demek ? Rusya ve ABD'nin orada ne işi var ? Bu soruların cevabı içlerinde bilen pek çıkmıyor haliyle. Sağ-muhafazakar blokta da durum aynı. Bir gecede Kerkük 82, Musul 83 oluyor, sosyal medyada Timurculuk ve Cengizhancılık oynanıyor. Ülkemizin sorunlarını Battal Gazi'nin çözmesi beklenirken, dış siyaset ile zaten ilgilenen yok. Çünkü dışarıda Türk yok. Neden ilgilensin ki. Filipinler, Çin'i arkasına alıp ABD'ne posta koyuyor. Sağımızın bu konuda nasıl bir yorumu olabilir ? İşin içinde Türk'te yok Müslüman'da. Güncel iç ve dış siyasette sağın durumu da soldan farksız. Sorgulama ve düşünme konusuna girersek işin içinden çıkamayız. Sosyal medya ve üniversitelerde yeni türeyen 1908 model burma bıyıklı İttihatçıları ve malum TRT 1 dizisi ile coşan kitleyi saymazsak, yukarıda bahsettiğimiz, günümüzde hızla yayılan uç nokta ve hayalperest ideolojilerin '' iki problemi'' genel hatlarıyla bunlar. Peki gelelim asıl meseleye. Sokaklarda, işyerlerinde özellikle üniversitelerde ki bu insanlar neden ve nasıl bu hale geliyor? Sebeplerinden birisi ve en önemlisi ; tarafsız olursa dışlanma korkusu. Ülkemizin köklü üniversitelerinde bu korku daha da ciddi bir hal alıyor. Doğruyu yanlışı bilen, iyi analizler yapabilen gençler bile ''bitaraf olursam bertaraf olurum'' kaygısıyla, sağ veya sol grupların içinde, dar düşünce kalıpları nedeniyle eriyip gidiyor. Her iki tarafında eleştirisine ve dışlanmasına maruz kalan, hatta şiddet bile gören bu bireyler taraf seçmek zorunda kalıyor. Girdiği ortama beynini teslim eden gençlerimiz, eylemlerde gittikçe aktifleşiyor, arkadaşlıklar ''yoldaşlığa'' evriliyor. Radikalleşen gençlerimiz, ait olduğu grubun dışındakilerini insan olarak görmemeye başladığı vakit, yukarıda bahsettiğimiz gibi düşünmüyor, görüşü dışında kitap-yazı okumuyor ve karşı tarafı dinlemeyi reddediyor. Tarafsız olursa dışlanacağı kaygısına düştüğü günden itibaren atıldığı bu macerayı sonu gelmez kavgalar ve illegal faaliyetler takip ediyor. Yeri gelmişken belirtelim. '' Gençlerin İdeoloji Sorunu'' adlı yazımda belirttiğim gibi sıkı bir aile baskısından kurtulan, zihninin derinlerine attığı görüşleri, fazla özgürlüğün verdiği sarhoşluk nedeniyle bir anda dışarıya çıkartan gençler de vardır. Ama bunlar da zamanında dışlanma ve arkadaş edinememe korkusu ile bu işlere girmiş fakat dışarıya belli etmemişlerdir. Lakin bu tarz insanların fark edemediği bir husus vardır ki yazımızın ana konusu budur aslında. Dışlanmamak arkadaş edinmek isterken, toplumun geri kalanı tarafından dışlanması ve sevgi-saygı üzerine kurulu arkadaşlıklarını siyasi çıkar üzerine kurulu arkadaşlık uğruna feda etmesidir. Yeni ve iyi arkadaşlar istemiştir. Onu sevecek, koruyacak insanlar aramıştır. Ama bu '' sanal '' arkadaşları siyasi temelde bulmuştur. Ucu bucağı olmayan toplantılar ve eylemler; zaten apolitik arkadaşlarını silen, karşıt görüşlülerle iletişim kuramayan bu genci, tabiri yerindeyse robotlaştırmıştır. Bu hastalığın ilacı da bellidir. Her görüşü/ideolojiyi tam anlamıyla öğrenmek, olabildiğince her kesimden yazarı okuyup eleştirel yaklaşabilmek, karşı tarafında haklı yönlerini görebilmektir. Kısacası geçmişe bağlı kalmadan, düşünüp sorgulayarak bugün hakkında yorum yapabilmek ve gelecek için tahmin yürütebilmektir.
04.03.2017
Onur Sevim
04.03.2017
Onur Sevim

Yorumlar
Yorum Gönder